Hamilelik ve Lohusalık Psikolojisini Klinik Psikolog Büşra Tarçalır Erol'dan Dinleyelim!

Merhaba... Sizi Büşra Tarçalır Erol ile tanıştırmak istiyorum... Büşra genç ama tecrübeli bir Klinik Psikolog. Arkabahçe Psikolojik Gelişim, Eğitim ve Danışmanlık Merkezi'nde çalışıyor...

Biz bebeklerimizi sadece beslenen ve büyüyen küçük insanlar sanıyoruz bazen. Halbuki onların en önemli gelişimleri kişilik ve ruhları... Aklımda bebeğin psikolojik gelişiminin yanı sıra, ona doğru davranmak ve yerinde tepkiler vermek adına bir çok soru ve konu var. Eminim aynı sorular sizin de aklınızı kurcalıyordur.

İşte Büşra tam da burada imdadımıza yetişiyor ve bize bebeğimizle doğru iletişim kurmanın yollarını aktarıyor... Çok detaylı sohbetlerimiz olacak Büşra ile ama ben bu konuları sizlerle sırayla paylaşacağım...

İlk konumuz hamilelik psikolojisi ve doğum sonrası taze annelik dönemine yani lohusalığa ait... 

Hamileliğimde çok eğlenen ve doğum sonrası da lohusalık sendromunun yakınından bile geçmemiş bir anne olsam da bu konuda bir çok arkadaşımın ne kadar zor dönemler yaşadığına şahit oldum. O yüzden bu konunun çok önemli olduğuna inanıyor ve önce nedenini sonra da neler yapmak gerektiğini Büşra'nın birikiminden yararlanıp paylaşmak istiyorum... 

Evet hastaneye eşinizle çift olarak olarak gidip, eve anne baba olup üç hatta bazen dört kişi ile dönmek çok iddialı bir konu... Ama inanın içinizde bunun altından kalkacağınız o güç ve o hisler var. Yani kendinizi 'nasıl yaparım', 'bu bebeğe bakabilir miyim' diye bir psikolojiye sokmamanızda fayda var...  Mesela ben acemiliğim sayesinde başımdan geçen ilk komik anımı ve doktorun beni güldürmesini anlatayım sonrada konuya geçelim:) 

Ben Eliz'in ilk günlerinde çok ufak olduğu ve çok kontrolsüz olduğu için giydirirken çekiniyordum. Aslında çok kolay alıştım, altını almak giydirmek hiç sorun olmadı. Ama o bodyleri kafasından geçirirken 'bıngıldağına bir şey yapar mıyım?' diye bir korku geldi... Sanırım ilk günlerde en korunmasız yerinin bıngıldağı olduğunu bilmem ve hep etraftan duyduğum 'kafasına dikkat et' uyarısı bilinç altıma yerleşmiş... 4 gün kontrolünde doktora 'Kafasından body geçirirken çekiniyorum? Çok aşırı mı hassas o bölge? Bıngıldağını ezer miyim?' diye sordum ve kadın gülüp 'Daha hiç bebeğini giydirirken bebeğine zarar veren bir anne duymadım. Abartı bir hareket yapman gerek ona zarar verebilmen için' dedi:) ve bana bayağı güldü. Ama acemi annelik işte. İlk kez bir bebeği elinize alıyorsunuz ve 3.5 kg'lık kıpırdayamayan bir canlının tüm sorumluluğunun sizde olduğunu biliyorsunuz. Ona dokunuşunuz ve onun size dokunuşu sanki programlanmış gibi. Herşey kendiliğinden akıp gidiyor...

Bebeğinizin en büyük ihtiyacı sizin iyi olmanız! Bunu unutmayın ve kendinizi rahat bırakıp anneliğinizin keyfini ilk günden itibaren yaşamaya başlayın. Bebeğiniz her şartta büyüyecek ama emin olun siz rahat olursanız çok daha kolay büyüyecek:)

Bu arada eğer sizin de aklınıza takılan sorular varsa lütfen bana burcu@keyifbebesi.com adresine mail atın... Yanıtını hep birlikte buradan paylaşalım:)

Şimdi gelelim konumuza;

  • İlk olarak merak ettiğim şu: Söylendiği gibi hamilelikte annenin yaşadıkları ve modu bebeği doğduktan sonra da etkiliyor mu? Hamile psikolojisinin bebeğe etkisi neler?

Anne karnında bebek kapalı bir yapının içinde ve dış dünyadan izole bir haldedir, ancak her ne kadar bebek dış dünyayı göremiyor ve duyamıyor olsa da annenin duygusal olarak etkilendiği her şeyi bebek de hissedebilir. Bedenimiz yaşadıklarımıza bir şekilde tepki verir, anne stres olduğunda vücudu kasılır, heyecanlandığında kalp atışı artar ve tüm bunlar o fiziksel yapının içindeki bebeğe de elbette yansır. 9 ay boyunca benzer bedensel tepkiler içinde kalan bir bebeği düşünsenize, stresten kasılmış halde olan bir anneden öğrendiği bedensel bir kasılma hali vardır ve bebek dünyaya gözlerini açtıktan sonra da en iyi bildiği yapının bir parçası gibi tepkiler vermeye başlar. Araştırmalar anne adaylarının hamilelik süreçlerinin, bebeğin kişilik yapısı üzerinde etkili olduğu gerekçesiyle önemine dikkat çekerler. Bu sebeple hamileliğin olağan olan tüm fiziksel, bedensel zorluklarına ve anne adayının karşılaşabileceği tüm maddi, manevi yaşamsal sorunlara rağmen anneye mümkün olduğunca sakin, stresten uzak ve huzurlu oldukları bir süreç önerisinde bulunulur. Bu belki zordur ama inanın klinik ortamda danışmanlık için başvuran bazı ailelerin yaşadıkları sorunları irdelediğimizde, hamilelik döneminden başlayarak devam eden bir takım sıkıntılı durumlarla karşılaşıyoruz, burada öne çıkarılan çocuğun davranış problemi olurken, asıl ev içinde epeydir yaşanan bir huzursuzluğun varlığına dikkat çekmekte fayda vardır. 

  • Lohusalık kimi anne için çok zor geçiyor? Bunun sebepleri neler? 

Lohusalık döneminde annenin psikolojisi üzerinde etkili olabilecek pek çok unsur vardır. Burada öneri vermeden önce durumu ayrıntılı olarak ele almak gerekir. Örneğin, ortada isteyerek yapılmış bir evlilik mi var, bebek planlı mıydı, ilk gebelik mi, hamilelik süreci nasıldı-fiziksel olarak ve duygusal olarak rahat mı yorucu mu, bu süreçte anne adayına kim ne kadar destek verdi, maddi-manevi koşullar tatmin edici miydi vs. Tüm bunlara yanıt alındıktan sonra annenin neden zorluk yaşadığını anlamak mümkün olabilir. Bu saydıklarımdan birinde veya bir kaçında mutlaka bir aksama söz konusu olur. Öte yandan annenin kişilik yapılanmasının da lohusalığa karşı tutumunu belirlediğini söyleyebiliriz, benzer hayat koşullarında, benzer zorluklarla karşılaşan tüm anneler lohusalığı aynı şekilde deneyimlemezler, burada çoklu bir denklem söz konusu diyebiliriz. Yeterli bir anne olabilecek miyim endişesi, sütün gelmemesi, eşin yeterli destek vermemesi, fiziksel ve hormonel değişiklikler, erken doğum, sağlıksız-zayıf bir bebek gibi durumlar az önce saydığım unsurlara eklenir bu durumda. Anne bu saydığım olumsuzluklardan herhangi birkaçının kombinasyonu ile baş etme gücünün yetersiz olduğunu hissedebilir. Öte yandan bu durumun salgılanan hormonların dengesinin değişmesiyle de bir bağlantısı var, annelerin biyolojik olarak değişikliğe maruz kaldığını göz önüne alırsak lohusalık sendromundan kesin bir kaçışın olmadığını da söyleyebiliriz aslında. 

  • Bu dönem için tavsiyelerin neler?

Bu dönemde annelere bebek bakımında yardımcı olacak birilerinin olması gereklidir. Uyku çok dikkat edilmesi gereken bir durum, bebeğin uyumasıyla eş zamanlı olarak annenin de uyuması önerilebilir. Yeni anneler beslenme düzenine de özellikle dikkat etmeleri gerekiyor. Sonuçta artık bir bebeği de sütüyle büyütme vakti. Başta su olmak üzere bol bol sıvı tüketerek sütünü arttırmasına destek olup ve böylece süt gelmiyor, bebeğimi besleyemiyorum hissine kapılmasını bir nebze önlemiş oluruz annenin. Son olarak da, yardımcı kişilerin bebeğin her ağlamasının ciddi bir şeye işaret etmediğinin telkinini anneye vermesi gerekebilir, nitekim ilk kez anne olmuş kişiler bebeklerinin açlık, altını pisletme, gazının olması ya da uykusunun gelmesi durumlarını nedense ilk sıraya koymadan, hemen daha acil bir şeyin olduğu düşüncesine kapılabiliyorlar. Bu endişeli halden uzaklaşmaya çalışmak ya da etrafındaki kişilerce sakinleştirilmek de anneyi rahatlatacaktır.

 

  • Lohusa sendromu ne zaman bir anne için tehlikeli boyuta gelir?

Aslında lohusa sendromu doğumdan bir kaç gün sonra başlayıp, ağlama, çabuk sinirlenme, tahammülsüzlük şeklinde belirtiler gösteren ve 1-2 hafta içinde ortadan kaybolan bir geçiş sürecidir. Çoğu anne bunu deneyimler ve bu yaşanan fiziksel değişim, doğum gibi önemli durumlar göz önüne alındığında doğal karşılanması gereken durumlardır. Ancak bu sıkıntılı haller belirttiğim süreyi aşmaya başladığında o zaman lohusalık sendromunun isim değiştirip depresyona eğimlendiğini söyleyebiliriz; işte bu, annenin yakınları ve gerekirse bir uzman tarafından gözetim altında tutulması gereken bir süreçtir.

 

  • Ne gibi önlemler almak gerekir?

Anne kendisine çok fazla hissettirilmeden gözetim altında tutulmalıdır, bebekle olan iletişimi, onu beslemesi, bakımını nasıl verdiği gözlemlenmelidir. Bu durumda aile fertlerinin destek vermeleri çok önemlidir, annenin yorucu bir süreçten geçmekte olduğu göz önüne alınırsa onu güvende hissettirecek, yormayacak, hayatını kolaylaştıracak şeyler yapmak önerilebilir. Örneğin, annenin kendine vakit ayırma ve bebekten başka şeyler düşünme, yapma ihtiyacı olabilir, bunlar giderilmelidir, evde çamaşır-bulaşık yükünü üstlenecek birilerinin varlığı güven vericidir. Eğer bu tür desteklerin yardımcı olmadığı hissediliyor ve durum depresyona doğru seyrediyorsa o halde mutlaka bir psikoloğa, psikiyatriste ya da direkt doğum doktoruna danışılmalıdır.