Club Marvy’de Çocuklu ve Keyifli Tatil

Benim tatil anlayışım genel olarak bol gezmeli ve günün sonunda yorularak dönülen modelden…

Ama uzun yıllar sonra ilk kez sadece dinlenmeli bir otel tatili arayışımda, uzun süredir sosyal medyada dikkatimi çeken Club Marvy’e çevirdim rotayı…

Aslında seçtiğimiz tarihler sezonun tam açıldı açılıyor denebileceği cinsten oldu:)

9-13 Haziran arasında Club Marvy için rezervasyon yaptığımda, pandemi kısıtlamaları , pazar günü sokağa çıkma yasağı gibi süreçler devam ediyordu ve aslında tatil organize etmek için  biraz riskli bir dönemdi… Hele ki benim gibi 7/24 çalışan , aklına estiğinde tatile kaçamayan biri için bu riski almak ne kadar mantıklıydı o da tartışılır:)

Ama Haziran ayına giriş ile birlikte, parası ödenmiş otel rezervasyonu ile şehirler arası seyahat yasağı yeniden kalktı ve en azından bu anlamda biraz rahatladık. Zaten yaklaşık 5 senedir sadece 3 günlük mini geziler dışında (o da en fazla senede 1 kez) tatil yapamayan bir aile olarak, bu tatil bizim için ailece bir ilk olarak tarihe geçmeye hazırdı:)

Her şey dahil konseptleri pek tercih etmeyen ve hatta neredeyse sevmeyen ben , Club Marvy ile tatil anlayışımı başka bir boyuta taşıdım…

Birincisi her şey dahil bir tatil tercih ettiysem, gerçekten her şeyin dahil olması gerektiğine inananlardanım:) Galiba o yüzden yarım pansiyon tadında her şey dahil otelleri pek sevemiyorum.

Club Marvy içeri girdiğiniz anda cüzdanınızı kasaya bıraktığınız cinsten bir konsept. Bu da eğer benim gibi sakin ve dinlenmeli bir tatil arayan biri için bulunmaz bir nimet oldu aslına bakarsanız:)

O zaman haydi yola çıkalım Marvy için birlikte ve sizinle bu keyifli tatilimin notlarını paylaşayım…

İlk olarak yola çıkıp İzmir’e doğru çiziyorsunuz ilk rotanızı. Biz yeni İzmir yolunu kullandık ve çok rahat bir yolculuk geçirdik. Sonrasında Menderes yolunu takip ettiriyor navigasyon ve yolculuk finali tam da tatile gittiğinizi hissettiren azıcık virajla dönerek tırmanıp inilen ve bu esnada eşsiz denizi izlediğin kısacık bir ara yoldan… Biz 9:30 gibi yola çıktık, bir kahve molası hariç durmadan 14:30 gibi otele varmıştık…

Rahat ve keyifli bir yolculuk oldu bizimki ama İstanbul-İzmir arası yolculuğun 3 saat olmadığını belirtmek gerek tabi:)

Otelin ana kapısı için çok keyifli, bol ağaçlı bir yoldan giriş yapıyorsunuz. Tabi ki her otelde nazik bir ekip karşılar ama Marvy ekibi gerçekten çok özenli…

Pandemi dönemi olduğu için HES kodu vs. gibi prosedürleri  ve formları tamamlayıp, anahtarlarla birlikte bir kit alıyorsunuz…

Marvy’nin bir mobil uygulaması var ve otele giriş yaptığınızda size verilen bu kit içinden bir şifre çıkıyor.

Bu şifre ile uygulamaya aktif ediyorsunuz ve günlük aktivitelerden haberdar olup, tüm içecek siparişlerinizi buradan verip, rezervasyonlarınızı (örn. Alakart) buradan yapabiliyorsunuz.

Ben plajda ve havuz başında geçirdiğim tüm sürelerde bu uygulamayı bolca kullandım… Çok ama çok geniş ve lezzetli içecek ve kokteyl menüsünden tercihimizi şemsiye numaramı girerek sipariş edebildim.

İki katlı mini bloklardan oluşan bir oda yapısı var. Biz hem deniz, hem havuz, hem de ana restauranta yakın bir bloktaydık ve çok rahat ettik…

Aslında ‘ne tatlı butik bir otel’ havası veren Marvy, geniş bir açıdan bakınca oldukça büyük bir arazide ciddi bir oda sayısına sahip bir yapı… Ama hizmet anlayışı butik otel kadar özenli… Size ultra herşey dahil kavramını bambaşka bir yere taşıyacak cinsten bir dokusu ve dokunuşu var…

Oda benim çok beğendiğim bir tarza sahipti. Dolapları yeterli, banyosu çok şık, yatağı ise çok rahattı. Bizim oda üst katta olduğu için gün doğdunda ve biz gözümüzü ilk açtığımızda gördüğümüz manzara ise şahaneydi…

Daha ilk araştırmalarımda mutfağının methini duymuştum ama gerçekten otelin açık ara en iyi özelliği mutfağı:)

Emin olun hiç ama hiç abartmadan söylüyorum, inanılmaz bir açık büfesi var… Yediğiniz her yemek çok lezzetli… Dışarıda bir mekanda bu yemekleri yeseniz ‘en kısa zamanda yeniden gidelim’ diyebileceğiniz boyutta çoğu:)

Sabah kahvaltısı, öğle yemeği ve akşam yemeğini açık büfe olarak tercih edebiliyorsunuz. Akşamüzeri ise çay saati tadında iyi bir büfe kuruluyor. Pastane ve fırın işleri de ayrı başarılı cidden. Dereotlu poğaçasını benim için de yiyin nolur:)

Kullandıkları tüm malzemelerde ve zeytin, enginar, zeytinyağı gibi özel lezzetlerde hep doğal ve organik işletme ve yerel işletmeleri destekliyorlar. Yediğimiz enginarı unutmak için hafızamızın silinmesi gerek mesela:) Ev yapımı şarapları çok keyifli ve özel olarak şişeletmişler…

Eğer ana restaurant yerine alakart tipi restauranlarını tercih etmek isterseniz, erkenden rezervasyon yaptırmanızı öneriririm. Otelin 3 alakart restaurantı ücretsiz, italyan ve şemsa ‘nınkiler ücretli.. Şemsanınkinde 18Yaş+ limiti var, unutmayın:)

Biz tüm yemeklerde ana restaurant tercih etsek de, son akşamımızda İskele Balık restaurantında kapanışı yaptık. İskele Restaurant’ta 19’dan sonra gidebiliyorsunuz ama genel olarak lokasyonu gereği çok ama çok rüzgarı var. Ben tam tatilci modunda, neredeyse ıslak saçla gittim ve ciddi üşütecek tatda, bir rüzgarla yaklaşık 1 saat zor anlar geçirdim:) Ama sonrasında o kadar tatlı bir rüzgara dönüştü ki, kalkmak istemedik:)

İskele ‘de tam bir balık menüsü geliyor ve siz oturduğunuz andan itibaren mezeler , salata , ara sıcaklar ve sonrasında taze balık servis ediliyor. Meyve tabağı ve tatlısıyla tam bir balıkçı konsepti yani… Çocuklar için de köfteli bir menü daha sunuyorlardı biz gittiğimizde ama Eliz , balık sevdiği için istemedik:)

Son geceyi çok keyifli geçirmemize sebep olan güzel bir andı…

Denizi 10 numara 5 yıldız diyemeyeceğim çünkü dalgalı sayılabilecek bir deniz… Sabah saatleri çok daha güzel, hatta saat 15’e kadar çok daha güzeldi deniz ama sonrasında dalga biraz tadını kaçırdı bizim için. Ama sığ alanı çok uzun yani çocuklar için çok daha güvenli bir denizdi ve güzel bir kumdu içi…

Plaj ise çok güzel bir kuma sahip, oynamadığımız kum oyuncağı kalmadı… Eliz saatlerini kumda ve denize keyifle geçirdi ve tam bir tatilci gibi çocuklarla hemen arkadaş olup, birlikte eğlendi:)

Bizim günlük rutinimiz ana restaurantta kahvaltı ve en geç 11 gibi deniz , kum güneş moduna geçiş ile başladı.

Biz bir gün ana restaurantta açık büfede öğle yediğimiz de oldu ama genelde geç kahvaltı ettiğimiz için öğle yemeğini de geç yemeyi tercih ettik. O yüzden 15:00 gibi yani deniz biraz dalgalanmaya başlayınca burgerciye geçip salata burger gibi atıştırıp, bir de üzerine dondurma keyfi yapıp oradan havuz keyfine geçtik…

Öğle yemeği saatini yakalayabildiğimiz günlerde de ana restaurantta açık büfede öğle yemeği tercih ettik ama biz öğle yemeğini geç tercih ettiğimiz için genelde onun saatini kaçırdık… 🙂

Havuz için ilk gün ana havuzu tercih ettik ama infinty havuzu keşfedince bir daha kendisiyle bir ilişkimiz olmadı açıkçası çünkü infinity havuz bir efsane:)

Biz yemek sonrası havuzu aslında hep birlikte geçtik ama Eliz Aquaparkın tadına varınca, Aytek önden geçti ben ise aqua park keyfine geçtim desem daha doğru olur:)  Benim için saat 17den sonra ise biraz infinity keyfi ve duş için odaya dönüştü program:)

Aquapark ve Kids Club yanyana konumlanmışlar… Aslında aileler için Kids Club ilk araştırılan konu galiba , burada da Kids Club çok keyifli ama bizim en az ziyaret ettiğimiz bölüm oldu… Ortamı çok güzel, çok güler yüzlü ve ilgili bir ekibi var Kids Club’ın ama Eliz deniz , güneş , kum , oyun , canlı müzik derken bir iki kez 15er dakika uğradı sadece:)

Şahane gruplar ve müthiş canlı performansları büyüktür Kids Club oldu bizde:) Kapanmış olsa da biz konserler sonrası odaya geçmeden son bir ziyaretle en azından salıncağa binerek geceyi tamamladık… 

Çok ama çok önemli bir konu da Club Marvy’nin sanat dostu dokusu bence…

İzlediğimiz mini konserlerde öyle iyi müzisyenler tanıdım ki direk takibe aldım hepsini… Çok ama çok iyi sesler, çok tarz ve iyi bir müzik sunuyor Marvy konuklarına… Eliz gerçek anlamıyla ilk konserlerini burada , bu iyi müziklerle izlemiş oldu ve büyülendi:)

Sabah yoga ile başlayan spor ve aktivite programları, keyifli bir Spa, yelken kursu, dans atölyeleri, workshoplar derken günü bambaşka geçirebileceğiz bir çok etkinlik de var ve hepsinin iyi olduğuna daha gitmeden eminim:) Ben uzun süredir bu kadar dinlenmemiş ve kaliteli vakit geçirmemiştim.

Girdiğim deniz, yediğim yemek, dinlediğimiz müzik, mimarisi, dokusu, doğallığı beni uzun süre sonra çok ama çok iyi hissettirdi.

Pek çocuklu otel , çocuksuz otel tercihi yapan biri değilim. Bir otelde aradığım son şey Kids Club olduğunu tekrar farkettim örneğin:) Biz zaten tatile Eliz’le keyifli vakit geçirme hayaliyle gittik… Ve otelin tüm alanları bize iyi vakit geçirtmek için çok ama çok iyiydi…

Tam her şeyi hatırlayacağı yaşlara yeni gelmişken pandemi yaşamış bir çocuk olarak , bu sanırım hiç unutmayacağı ilk tatili oldu…

Çıkarken ‘10 hafta sonra yine gelelim’ diye ricalarla çıktı otelden:) Neden 10 hafta demeyin bir anlamı yok ama ben de istem dışı 10 haftayı hesapladım ve Eylül başına geldiğini görüp bir umutlandım:) Olur mu olur belki Eylül’de kış sezonuna ve ilkokul 1’e hazırlık tadında son bir tatil için tekrar gideriz diye şimdiden hayal kurmaya başladım:)

Bu sene benim için bir milat. Hayat izin verirse , her sene bir tatilimizi Club Marvy’de geçirmek benim listeme işlendi…

Ben çok ama çok keyif aldım, eğer giderseniz size de bolca dinlenme ve keyifli anı biriktirmenizi dilerim…

Otel zaten çok bilinen ve genelde hep dolu bir otel ama ben bu yazıyı yazarken, aşırı popüler olup dokusu bozulmamasını temenni ederek bitirmek istedim yazıyı…

Kuruluş felsefesi gereği asla öyle olmayacağına inanıyorum çünkü gerçekten ruhu olan bir otel ve ben onun en çok ruhunu sevdim…

Darısı başınıza…

Yaz için plaj çantamda tabi ki Keyif Bebesi başroldeydi…

Plaja inerken pandemi sebebiyle çantaya yeni eklenen kolonyayı saymazsak, tüm tercih ettiğim ürünler listesini de paylaşayım sizinle…

Bahsettiğim gibi Marvy’nin bir mobil uygulaması var ve size verilen şifre ile aktif oluyor…

Ben bunu özellikle plajda bol bol kullandım ve inanılmaz rahat ettim…

Malum sıcak hava demek sürekli soğuk bir şeyler içmek demek:)

Zaten geç kahvaltı edilince , öğle yemeği için deniz ve havuzu bırakmak zor oluyor benim için…  Ama yine de ana restaurantta ya da Boa Grill’de tercih ettik öğle yemeklerinde…

Gerçi Boa bize daha uygun oldu çünkü servise geç başlayıp, geç bitiriyor… Ana restaurant daha erken servis açıp , en geç 14:30 gibi  bittiği için bize biraz erken kaldı:)

Boa’da İzmir Kumrudan hafif sandviçlere, burger, makarna ve salataların olduğu bir menü var.

Güzel tarafı ise dondurmacının hemen yanında olması ve yemek sonrası Eliz’in dondurma şöleniyle, infinity havuzun hemen yanı olduğu için üst sete çıkmışken, öğleden sonra planına geçmiş olman:)

Pure Project Saç Açıcı Sprey

Sizi Pure Project ile tanıştırmanın keyfini yaşıyoruz… Zararlı içeriklerden uzak, bitkisel ve etkili ürünler için yola çıkan çok keyifli bir marka Pure Project. Tüm ürünleri için geçerli çok sevdiğimiz ve seveceğiniz duruşları var. Mesela hiç bir ürünü paraben, sülfat, alkol, parfum gibi cilde zararlı olabilecek içerikler barındırmıyor. Ailenizin tüm üyelerinin gönül rahatlığıyla kullanabilmesi adına hassas ciltler üzerinde dermatolojik olarak test ediliyor. Veee doğadaki tüm canlıların değerini bildiği için, kesinlikle hayvanlar üzerinde deneme yapmıyor. Formulleri uzun denemeler ve testlerle son hale gelmiş ve çok güzel geri dönüşler alıyor. Şu an incelediğiniz özel formüllü saç açıcısını çok seveceksiniz… Saç Açıcı Sprey, saçları nemlendirir, yumuşatır ve kolay taranmasını sağlıyor. Ağır bir his bırakmayan formülüyle her banyo sonrası kullanım için ideal. En önemli özellklerinden biri de silikon içermemesi… Aktif Bileşenler: Hindistan Cevizi Yağı, Yaban Mersini ve Üzüm Özütleri Yaban mersini ve üzüm özütlerinin içerdiği A, B5, C ve E vitaminleri saç köklerini besleyerek parlaklık verirken; hindistan cevizi yağı, saçlara, ağırlaştırmadan ipeksi bir görünüm kazandırıyor. Yani hem çocuğunuz, hem kendiniz için güvenle kullanabilirsiniz… 150 ml

Weleda Mineral Filtreli Bebek ve Çocuk Güneş Kremi (SPF50)

Weleda ile tanışınca aradığınız bakım markasını bulduğunu hissedeceksiniz. 1921 yılından beri üretim yapan ve özel formülünü hiç değiştirmeden bugüne kadar gelen şahane bir marka Weleda. Organik içeriklerini kendi üretmesi, geri dönüşümlü paketleri ve tabi ki zararlı hiç bir kimyasal içermemesi de ona hayran kalma sebeplerimizden bazıları. Şimdi SPF50 güneş koruma faktörlü ve mineral fitlreli güneş kremi ile karşınızdayız. 50 ml boyutlu paketiyle size ulaşan bu güneş kremini bebek ve çocuklar için rahatlıkla kullanabileceğiniz gibi tüm aile üyelerinin kullanımına uygun… Hassas ciltlerin de kullanımına uygun içeriğe sahip, dermatolojik olarak test edilmiştir. Cilde uygulandıktan sonra UVA ve UVB ışınlarına karşı koruma sağlamaya başlıyor, suya dayanıklı formülüyle daha uzun süre cildi koruyabiliyor. Ama yine de deniz ve havuza girdikten sonra kreminizi yenilemede fayda var…

Weleda Mineral Filtreli Bebek ve Çocuk Güneş Losyonu (SPF30)

Weleda ile tanışınca aradığınız bakım markasını bulduğunu hissedeceksiniz. 1921 yılından beri üretim yapan ve özel formülünü hiç değiştirmeden bugüne kadar gelen şahane bir marka Weleda. Organik içeriklerini kendi üretmesi, geri dönüşümlü paketleri ve tabi ki zararlı hiç bir kimyasal içermemesi de ona hayran kalma sebeplerimizden bazıları. Şimdi SPF30 güneş koruma faktörlü ve mineral fitlreli güneş kremi ile karşınızdayız. 150 ml boyutlu paketiyle size ulaşan bu güneş kremini bebek ve çocuklar için rahatlıkla kullanabileceğiniz gibi tüm aile üyelerinin kullanımına uygun… Hassas ciltlerin de kullanımına uygun içeriğe sahip, dermatolojik olarak test edilmiştir.
Henüz Yorum Yok

Yorum bırakın

Email hesabınız yayımlanmayacak.